Arsada Taks Ne Demek? Bir Hayal Kırıklığı ve Umut Hikâyesi
Kayseri’nin güneşi, her zaman başımı yakar, ama bu sabah daha farklıydı. Yine, sabahın erken saatlerinde uyandım, evin penceresinden dışarı bakarken, bu şehre ait her şey bana biraz daha uzak gibi geldi. Hayatımda en çok aradığım şeylerden biri, belki de o an, bir arsa alıp kendi köy evimi yapma hayaliydi. Ama bunun gerçeğe dönüşmesi, her geçen gün biraz daha zorlaşıyordu. “Arsada taks ne demek?” sorusu da aslında tam bu noktada aklıma takılmaya başladı.
Bir Hayalin Ardında
Hikâyem, yıllar önce, sadece bir çocukken başlıyor. Kayseri’nin arka sokaklarındaki toprak yolları hayal ediyorum, annemle birlikte geçerken. O zamanlar sokaklar ne kadar farklıydı, sanki her köşe başında yeni bir hikâye gizliydi. Gençliğimde, büyük bir ev sahibi olma düşüncesi beni hep heyecanlandırmıştı. Araba alırdım, bir köpek bakardım, işte bir de küçük bir bahçe. Huzur içinde yaşardım. Bütün bunları düşünürken, bir gün köyden bir akrabamız aradı: “Kayseri’de bir arsa var, bakmak ister misin?” dediklerinde, heyecandan kalbim hızlıca atmaya başladı.
İlk defa o kadar çok heyecanlanmıştım. Kafamda hemen o arsada ne yapabileceğimi planladım. Ne kadar büyük bir ev yapabilirim, acaba nereye çiçekler dikerim, bir ağaç ne zaman büyür… Bütün bu düşüncelerle, o arsa bende bir hayal gibi şekillendi. Ama akşamları daha fazla araştırma yapmaya başladım, o gün öğrendiğim bir şey vardı: “Taks”. Arsada taks ne demekti? Bu kelime, ilk başta kafamı karıştırdı, çünkü ne kadar anlam yüklemeye çalışsam da ne olduğu hakkında hiç bir fikrim yoktu.
Arsada Taks ve Hayal Kırıklığı
Sonraki gün, biraz daha araştırma yapmaya karar verdim. Arsanın içinde bir köşe başında bir tabela vardı, ve bu tabela bana arsada “taks” oranını gösteriyordu. O an düşündüm: “Neden bu kadar zor?” Eğer “taks” ne demekse, bu aslında bir inşaat alanının ne kadarını kullanabileceğimi gösteriyordu. Arsa üzerinde izin verilen inşaat alanı oranıydı. Yani, bahçenin ne kadarını kullanabileceğimi belirliyordu. Kayseri’nin o kadar gelişmiş bir yer olmadığını düşünürken, işte bu “taks” kelimesi, bana sadece sayısal bir kısıtlamadan daha fazlasını ifade etmeye başladı.
İlk başta gerçekten de kafam karıştı, ve sonra bir hayal kırıklığı dalgası üzerime geldi. Bu kadar çaba sarf ettiğim ve umutla beklediğim şey, ne yazık ki bir sınırlamayla karşı karşıya kalıyordu. Arsadaki taks oranı çok düşük olabilirdi, bu da demekti ki, o kadar büyük bir ev yapamayacağım. O kadar çok plan yaptım, kafamda o kadar çok hayal kurdum ki, bunların hepsi birdenbire sanki kayboldu.
Hayal Kırıklığına Rağmen Umut
Ama sonra, bir sabah daha, yine pencereden dışarı bakarken, biraz da olsa umutla düşündüm. Evet, belki hayal ettiğim gibi bir ev olmayacak, ama bu hayalini kurduğum ev için bir başlangıçtır. İleride belki de daha fazla taks oranına sahip arsalar bulurum, ya da bu arsa üzerinde farklı projeler geliştirebilirim. Arsamı almak, bana bir yol açmıştı. O gün düşündüm, her şeyin hemen olması gerekmiyor.
İşte o zaman fark ettim ki, “taks” sadece bir inşaat oranı değil, hayatımın belirli noktalarındaki kısıtlamaların da simgesiydi. Bazen hayatta istediğiniz her şey hemen olmaz, ama önemli olan hayalinizi kaybetmemekti. Bu bana aslında bir şey öğretti: Gerçekten istediğiniz şeyi, azimle ve sabırla takip etmek. O kadar zaman harcamışken, bir hayalin peşinden gitmekten vazgeçmek olmazdı.
Şimdi Ne Olacak?
Kayseri’nin o sıcak sabahında, hayal kırıklığımı bir kenara koyarak, geleceğe dair yeni planlar yapmaya başladım. Arsadaki taks oranı ne kadar düşük olsa da, o arsanın bana sunduğu imkanları değerlendirecektim. Biraz daha araştırma yaparak, belki de küçük bir ev inşa etmek için daha uygun bir proje bulabilirdim. Kim bilir, belki de bu hayal, bir gün daha büyük bir gerçekliğe dönüşecekti. O günden sonra her şeyin daha parlak bir hale gelmeye başladığını hissettim.
O günden sonra, her sabah gözümü açtığımda, o eski toprak yolda yürürken duyduğum heyecan, her geçen gün biraz daha büyüdü. Çünkü ben, “arsada taks” ne demekse, onu öğrenmiş ve hayatın ne kadar kısıtlamalarla dolu olsa da, yine de küçük adımlarla büyük hayaller kurabileceğimi fark etmiştim.
O günden sonra, her şey bir adım daha yakın oldu.