İçeriğe geç

Kibriya ne demek kimdir ?

Kibriya Ne Demek, Kimdir? Küresel ve Yerel Perspektiften Bir Bakış

Kibriya… Türkçeye Arapçadan geçmiş bir kelime ve kelime olarak ‘büyüklük’ veya ‘azamet’ anlamına geliyor. Ama bu sadece bir anlamı; aynı zamanda bir insanın içinde barındırabileceği büyük bir gururun da temsili. Kibriya, özellikle bireylerin kendini üstün görmesi, başkalarını küçümsemesi veya kendini her şeyin üzerinde tutma arzusunun bir ifadesi olarak karşımıza çıkabiliyor. Ama gerçekten kibriya ne demek, kimdir? Kültürel ve toplumsal bir kavram olarak, yerel ve küresel anlamda ne gibi farklılıklara yol açar? Bunu birlikte keşfedelim.

Kibriya Ne Demek? Anlamı ve Kökeni

Kibriya, kelime olarak aslında “büyüklük” ve “azamet” anlamına gelir. Ancak, kelimenin kökeni Arapçaya dayanır ve daha çok bir insanın taşıdığı ego, kibirli tavırları ve başkalarına duyduğu üstünlük duygusuyla ilişkilendirilir. Arapçadaki “kibr” kökünden türetilmiş bir kelimedir. Bu kelime, “kibir” kelimesiyle özdeştir. Kibir, insanın kalbindeki bu büyük egonun dışa vurumu, yani “ben her şeyden üstünüm” anlayışıdır.

Her ne kadar anlamı güçlü bir “büyüklük” ve “güç” taşısa da, kibriya, aynı zamanda negatif bir anlam taşır. Bu kavram, genellikle insanın alçakgönüllülükten uzaklaşarak, başkalarına karşı küçümseyici bir tutum sergilemesiyle ilişkilendirilir. Dini öğretilerde de kibir, günah olarak kabul edilir. Hatta İslam’da, Allah’ın kibriya’sı sonsuz ve her şeyin üstünde olduğu kabul edilirken, insana kibirli olmanın, hatta kibriya’yı taklit etmenin hoş görülmediği belirtilir.

Türkiye’de Kibriya ve Kültürel Yansıması

Türkiye’de kibriya ve kibir, toplumsal ilişkilerde çok sık karşılaşılan ve zaman zaman eleştirilen bir durumdur. Hepimiz, etrafımızda sürekli olarak “kendini beğenmiş” ve “başkalarını küçümseyen” insanlara rastlarız. Özellikle bazı iş yerlerinde, egoların öne çıktığı, insan ilişkilerinin daha yüzeysel hale geldiği ortamlarda bu kibirli tavırlar belirginleşir. Herkesin kendisini “en iyisi” olarak görmesi ve başarılarıyla övünmesi, aslında kültürel bir yansıma olabilir.

Bursa’daki iş yerinde, benzer kibirli tavırları gördüğümde, bu durumu bazen içsel olarak sorguluyorum. İnsanlar bu kibriya’yı bazen iş gücünü manipüle etme aracı olarak kullanır. Bazı yöneticiler, sadece kendilerini daha üstün hissetmek adına çalışanlarının fikirlerine değer vermezler. Bu durum, bazen iş yerinde verimliliği olumsuz etkileyebilir, çünkü insanlar “benim söylediklerim doğru, gerisi boş” yaklaşımıyla hareket eder. Bu kibirli tavır, iş yerindeki ilişkileri de gerginleştirir.

Aynı şekilde, Türkiye’de sosyal hayatta da kibriya sıkça karşımıza çıkar. Özellikle yüksek gelir grubundaki bireylerin, daha az gelirli insanlara gösterdikleri küçümseme ya da eğitim seviyesinin etkisiyle bir kişinin kendini diğerlerinden üstün görmesi, aslında kibriya’nın bir göstergesidir.

Küresel Düzeyde Kibriya: Kültürel Farklılıklar ve Benzerlikler

Kibriya, sadece Türkiye’de değil, dünya genelinde de çok farklı şekillerde görülebilen bir özellik. Küresel ölçekte, kibirli bir insan figürü genellikle güç ve prestij peşinde koşan, her zaman kendini üstün gören bir profil çizer. Ancak, kibriya’nın toplumsal algısı, kültüre göre değişir.

Amerika’da Kibriya

Amerika’daki iş dünyasında, “kendini pazarlama” kavramı oldukça yaygındır. Burada, insanlar kendi başarılarını sergilemekten çekinmezler. Hatta bu, iş dünyasında bir avantaj olarak bile görülebilir. Yüksek özgüven, Amerika’da genellikle olumlu bir özellik olarak algılanır. Ancak bu özgüvenin kibir seviyesine ulaşması, diğer insanları dışlayıcı bir tavra dönüşebilir ve bu, toplumda olumsuz karşılanır. Örneğin, Silicon Valley’deki teknoloji liderleri, ilk başta “kendini beğenmiş” gibi algılansa da, çoğunlukla özgüvenli ve lider ruhlu insanlar olarak değerlendirilirler. Ama yine de aşırı kibirli olmak, iş ilişkilerinde zorluk yaratabilir.

Japonya’da Kibriya

Japonya’da ise kibir, tam tersine hoş karşılanmaz. Japon kültüründe alçakgönüllülük çok değerli bir erdemdir. Eğer birisi kendisini diğerlerinden üstün görürse, bu kişi genellikle dışlanır. “Wa” yani toplumsal uyum, Japon kültürünün temel direklerinden biridir ve bu uyumda kibir yer almaz. Burada, insanların başarıları daha mütevazı bir şekilde gösterilir ve başkalarını öne çıkarmak çok daha önemli kabul edilir.

Kibriya ve Alçakgönüllülük Arasındaki İnce Çizgi

Kibriya, bazen alçakgönüllülükle karıştırılabilir. Ancak alçakgönüllülük, insanın kendisini küçük görmesi ya da değerini inkar etmesi anlamına gelmez. Aksine, alçakgönüllülük, insanın içindeki gerçek değerini bilmesi ve başkalarına saygı göstermesiyle ilgilidir. Kibriya ise, insanın sadece kendisini ve başarılarını abartarak başkalarını küçümsemesi anlamına gelir. İş dünyasında bu iki özellik arasındaki fark, profesyonellikten kişisel ilişkilere kadar her alanda önemli bir yer tutar.

Sonuç: Kibriya’nın Toplumsal Yansıması

Sonuç olarak, kibriya, sadece bireysel bir özellik değil, aynı zamanda toplumların kültürel yapısını etkileyen önemli bir unsurdur. Küresel ve yerel ölçekte kibriya, her ne kadar kültürel farklılıklarla şekillense de, temelde bir insanın diğerlerinden üstün olduğunu düşünmesiyle ilgilidir. Bu özellik, ilişkileri zedeleyebilir ve sosyal uyumu bozabilir. Türkiye’de ve dünyada kibriya, toplumların değer yargılarıyla şekillenir ve bireylerin kendilerini ifade etme biçimlerini etkiler. Dengeyi bulmak, hem yerel hem de küresel toplumlar için önemli bir mesele olmaya devam edecektir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort bonus veren siteler
Sitemap
ilbet mobil giriş