Özel Eğitim Meslek Liseleri ve Özel Eğitim Meslek Okullarında Görev Yapan Koordinatör Öğretmen En Fazla Kaç Öğrenciden Sorumludur? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden Bir İnceleme
Özel Eğitim Meslek Liseleri ve Okullarındaki Koordinatör Öğretmenlerin Rolü
İstanbul’da yaşarken, toplu taşımada, işyerinde ya da sivil toplum kuruluşumda yürütücü bir pozisyonda olmanın yanı sıra, çeşitli sosyal sorunlara da tanık oluyorum. Bugün, bir meslek okulunda görev yapan öğretmenlerin, özellikle özel eğitim meslek okullarında çalışan koordinatör öğretmenlerin sorumlulukları üzerine düşündüm. “Özel eğitim meslek liseleri ve özel eğitim meslek okullarında görev yapan koordinatör öğretmen en fazla kaç öğrenciden sorumludur?” sorusu, görünmeyen birçok sosyal eşitsizliği ve toplumsal adalet meselesini de beraberinde getiriyor. Bu yazıda, söz konusu soruyu toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet açısından inceleyeceğim.
Toplumda Özel Eğitime Yönelik İhtiyaçlar
Özel eğitim, özellikle zihinsel engelli veya fiziksel engelli bireylerin eğitimine odaklanır. Ancak İstanbul gibi büyük bir şehirde, sosyal eşitsizlikler, toplumsal cinsiyet ve sınıfsal farklar, bu tür eğitimin kalitesini ve yaygınlığını doğrudan etkiler. Bugün sokakta yürürken, etrafımda gördüğüm çeşitli gruplar arasında, eğitimdeki fırsat eşitsizliklerinin nasıl katmanlandığını gözlemliyorum. Özel eğitim meslek liselerinde görev yapan koordinatör öğretmenlerin üzerindeki yük de bu eşitsizlikleri yansıtan bir durumdur.
Koordinatör öğretmenlerin, sınıflarındaki öğrencilere en iyi şekilde hizmet verebilmeleri için, öğrenci sayısının sınırlı tutulması önemlidir. Ancak, özel eğitim meslek okullarında görev yapan öğretmenlerin genellikle çok fazla öğrenciyle ilgilenmek zorunda kaldığını görüyoruz. Bu durum, sadece öğretmenlerin iş yükünü artırmakla kalmaz, aynı zamanda öğrencilerin ihtiyaçlarının yeterince karşılanmamasına da yol açar.
Toplumsal Cinsiyet ve Eğitimde Eşitsizlik
Toplumsal cinsiyetin eğitimle olan ilişkisinin de burada önemli bir rolü vardır. Özel eğitim meslek liselerinde ve okullarında görev yapan öğretmenlerin çoğunluğunun kadın olduğunu biliyoruz. Kadın öğretmenlerin iş yükü genellikle erkek öğretmenlere göre daha ağırdır ve bu, onların daha fazla öğrenciden sorumlu olmalarına neden olur. Ancak burada bir soruyla karşı karşıyayız: Kadın öğretmenler, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin etkisiyle daha fazla sorumluluk yüklenirken, erkeklerin bu pozisyonlarda daha az yer alması, toplumdaki cinsiyet rollerinin eğitimdeki yerini pekiştiriyor.
İstanbul’daki sokaklarda, toplu taşımada, bazen işyerimde bile, özel eğitim alanındaki kadın öğretmenlerin çoğunun işlerini çok daha fazla fedakarlıkla ve mesai saatlerinin çok ötesinde yaptığını gözlemliyorum. Bu durumda, kadın öğretmenlerin eğitime katkısı ve yükümlülükleri, toplumsal cinsiyet eşitsizliği yüzünden daha fazla görünmez hale gelebiliyor. Bu, sadece eğitimdeki bir eşitsizlik değil, aynı zamanda cinsiyet temelli bir haksızlık yaratıyor.
Çeşitlilik ve Farklı İhtiyaçlar
Özel eğitim, her öğrencinin farklı ihtiyaçları ve hızda gelişim gösterdiği bir alandır. Dolayısıyla, öğretmenlerin her öğrenciye birebir ilgi gösterebilmesi gerekir. Ancak, koordinatör öğretmenlerin birden fazla öğrenciyle ilgilenmesi, bazen bu bireysel ihtiyaçların göz ardı edilmesine yol açabilir. İstanbul gibi büyük bir şehirde, farklı sosyal ve ekonomik geçmişlere sahip öğrencilerle karşılaşmak, eğitimde çeşitliliği artırır. Ancak, bu çeşitliliğe uygun eğitim verme kapasitesinin sınırlı olması, eğitimdeki eşitsizliği daha da derinleştirir.
Çeşitliliğin etkisiyle, özel eğitim meslek okullarında görev yapan öğretmenlerin sorumlulukları daha karmaşık hale gelir. Öğrencilerin farklı dil becerileri, kültürel geçmişleri ve öğrenme stilleri göz önünde bulundurulduğunda, öğretmenlerin sınıf mevcudu arttıkça bu çeşitliliği yönetme kapasitesi azalır. Bu da, her öğrencinin eğitim hakkının yeterince karşılanmaması anlamına gelir. Özellikle düşük gelirli ailelerden gelen öğrenciler, bu eşitsizlikten en fazla etkilenen gruplardan biridir.
Sosyal Adalet ve Eğitimde Fırsat Eşitliği
Sosyal adalet, eğitimde fırsat eşitliğini sağlamak için gereklidir. Bugün İstanbul’un farklı semtlerinde, sosyal sınıf farkları eğitimdeki eşitsizlikleri derinleştiriyor. Özel eğitim meslek okullarındaki öğrenciler genellikle dezavantajlı gruplardan gelmektedir ve bu öğrenciler, hem eğitime hem de hayatın diğer alanlarına dair daha fazla zorlukla karşılaşırlar. Bu öğrencilerin eğitimi, sadece akademik başarı değil, aynı zamanda duygusal ve psikolojik gelişimleri için de kritik öneme sahiptir. Ancak öğretmenlerin sorumlu olduğu öğrenci sayısının fazla olması, bu çocukların ihtiyaçlarının göz ardı edilmesine neden olabilir.
Eğitimdeki sosyal adaletin sağlanması, her öğrencinin eşit bir şekilde eğitim alma hakkına sahip olmasını gerektirir. Koordinatör öğretmenlerin, sınıf mevcutlarını aşan bir şekilde, her öğrenciye gerekli ilgi ve desteği sağlamakta zorlanması, bu adaletin önündeki en büyük engellerden biridir.
Sonuç: Öğrencilerin İhtiyaçları ve Öğretmenlerin Sorumluluğu
Özel eğitim meslek okullarındaki koordinatör öğretmenlerin sorumluluğu yalnızca öğrencilerinin akademik başarılarıyla sınırlı değildir. Bu öğretmenler, aynı zamanda öğrencilerin duygusal, psikolojik ve sosyal gelişimlerine de katkıda bulunurlar. Ancak bu sorumluluğu taşıyabilmek için, öğretmenlerin öğrencilerle daha derinlemesine ilgilenebilmeleri gerekmektedir. Bu ise sınıf mevcudunun ve sorumluluklarının sınırlı tutulmasıyla mümkündür.
Toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet perspektifinden bakıldığında, eğitimde fırsat eşitsizliğini ortadan kaldırmak ve her öğrenciye eşit fırsatlar sunmak, sadece öğretmenlerin değil, aynı zamanda toplumun her kesiminin sorumluluğundadır. Özel eğitim meslek liseleri ve okullarındaki koordinatör öğretmenlerin karşılaştığı zorluklar, sadece eğitimle ilgili değil, toplumsal yapımızdaki adaletsizliklerle de doğrudan ilişkilidir.